Not: aşağıdaki linkte yer alan tartışma, şerif mardin’in 2000 yılında milliyet gazetesinde yayınlanan bir mülakatından verilen kesit üzerine başlamıştır. Mardin’in üzerinde tartışılan sözleri dokümanın...
İstanbula kaçıp da ilk gelince (uğraşa uğraşa zıpkın ayaklıya benzetmişim kendimi) turistane gezinmeye başladık benim oğlanla (sevdiğimden değil nesini seveyim, makaradan ipsizliği) rukınrol kızı gibi sallana yuvarlana (böyle yürüyene...
Hatırlamıyorum(yine)…birisi(ece Ayhan olmalı mı?) kendi yalnızlığını “unutulmuş olmakla” anar…ama devam eder, “gerçi pek yalnız da sayılmam ya”(onunla ilgili anlatılanlara bakılırsa hep bir arayanı vardır, evinde...
Bazı kimseleri bilmek için, kök, meyve, yaprak” ve “kabuklu yemişlerle” doldurmaya alıştığı otçul midesiyle birlikte, ötekiler gibi ölüp gitme şansına da erişemeden, ansızın...
Ne diyordum? (böyle soruyorm çünki benim gibi seyahat alışkanlığı gelişmemiş kimselerden beklenmeyecek bazı işler yaptım bu arada, şehrimizin güneyinde yüzüp duran...
“A. ile ben yaklaşık yirmi beş yıl önce tanışmıştık. O zamanlar büyük ve belirsiz umutları paylaşıyorduk. Dünyanın değişeceği düşüncesi, serüven dolu bir hayat beklentisine karışıyordu....
benim tumturaklı acumturaklı kendimcim, hangimiz bi çocukluk felci geçirmedik ki (dünya gerçekten çok saçma bi yer, ama sonuçları çok ciddi fİlan...
Sevgili M, şu uğursuz mütegallibenin elime tutuşturduğu son mütalaayı da hurufladıktan sonra sana yazıyorm; bu sabah büyük bi gürültüyle uyandım saat 06:15, böylece...